Hozat: Süreç tıkanmış durumdadır

PKK lideri Öcalan'ın 27 Şubat'ta yaptığı çağrının ardından devletin adım atmadığını kaydeden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Erdoğan'ın sürece gayrı ciddi yaklaşmasını eleştirdi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Medya TV haberde sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kahramanlık Haftasında olduklarını anımsatan Hozat, şehitleri andı. Türkiye ve Avrupa kentlerinde Newroz'un coşkuyla kutlandığına dikkat çeken Hozat, 2025 Newrozlarını "Önder Apo'nun çağrısının referandumu" olarak tanımladı.
'DEVLET HİÇBİR ADIM ATMADI'
Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'yla Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt sorununun demokratik siyaset ve hukuk yoluyla çözümü konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğunu Hozat, "Özellikle bu AKP-MHP iktidarı, bu sürece çok gayrı ciddi yaklaştı gerçekten. Samimiyetsiz yaklaştı. Bugüne kadar da bu gayrı ciddi Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, böyle bu gelişmelerin ruhuyla, karakteriyle hiç bağdaşmayan açıklamalar yapıyor. Ciddiyetsiz açıklamalar yapıyor. Pratiği de odur yani. Sorun sadece açıklama değil, pratiği de odur. İktidar, devlet hiçbir adım atmış değildir" dedi.
Çağrının yapıldığı hafta "umut hakkı"nın işleme konması gerektiğinin altını çizen Hozat, Öcalan'ın koşullarında hiçbir değişiklik olmadığını da ekledi. Öcalan'ın PKK'nin kurucu önderi olduğunu, feshedilmesi sürecinde de kurucu önder olarak rol oynayacağını vurgulayan Hozat, bu koşulların da sağlanmadığını belirtti.
'GÖRÜŞME BAŞVURULARI REDDEDİLİYOR'
"Çağrıdan sonra Önder Apo ile hiçbir iletişim yoktur. Aile görüşmeleri, avukat görüşmeleri, sürekli başvurular oluyor; reddediliyor, kabul edilmiyor. Normalde PKK ile sürekli, düzenli bir iletişim halinde olması gerekiyordu" diyen Hozat, Öcalan'ın doğrudan sürecin içinde olması, yönlendirmesi, PKK yönetimi ile yürütmesi gerektiğini, Öcalan'ın istediği herkesle iletişim halinde olması gerektiğini de ekledi.
Newroz kutlamalarında Öcalan'ın görüntülü mesajının yayınlanması talebine işaret eden Hozat, bunun da bir sınav olduğunu açıkladı. Bu sınavla amaçlananın iktidarının ciddiyetinin testi olduğunu belirten Hozat, iktidar için "Görüntülü mesaja engel koyarak maskesi düştü, gerçek yüzü göründü. Sonrasında da işte devamı gelmedi, görüyorsunuz" dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının, devlet eliyle yapılan ortak bir mutabakat olduğunu anımsatan Hozat, "Devlet de bu çağrının içeriğini kabul etmiş. Bu anlamda ortak bir konsensüs oluşmuş. Bu çağrının içeriği, anlamı nedir? Bu çağrı, bir demokratik cumhuriyet çağrısıdır. Bu çağrı, bir demokratik uzlaşma çağrısıdır. Bu çağrı, Kürt sorununun demokratik siyaset ve hukuk boyutuyla çözülmesi çağrısıdır. Devletin de bunu kabul etmesi durumudur" ifadelerini kullandı. Devlete seslenen Hozat, ortak mutabakatı kabul ettiğine göre somut adım atması gerektiğini de söyledi.
İşgalci Türk devletinin PKK'nin 1 Mart'ta ilan ettiği ateşkesin ardından saldırılarını yoğun şekilde sürdürdüğüne dikkat çeken Hozat, "Yaşar Güler'e ve Türk devletine, iktidarına göre bir savaş yürütmüyorlar onlar. Teröre karşı bir mücadele yürütüyorlar. Bu bir mücadeledir, bir savaş değildir. Dolayısıyla savaş olmadığı için ateşkes de olmaz. Mantıkları böyle işliyor, bakış açıları böyle" dedi.
'SÜREÇ TIKANMIŞ DURUMDADIR'
Kürdistan'da uygulanan faşizmin ülkeye yayıldığını, Kürt belediyelerine yönelik kayyum darbesinin batıya da taştığını söyleyen Hozat, iktidarın "kent uzlaşısı"na yönelik politikalarını eleştirdi. Hozat, "Oysa kent uzlaşısı, bu süreci en fazla destekleyecek, besleyecek, güçlendirecek, Barış ve Demokratik Toplum sürecini destekleyen bir süreçtir. Kent uzlaşısı, barış ve kardeşliği ifade ediyor. Kürt ve Türk ittifakını ifade ediyor. Kürtlerle Türklerin kardeşliğini, birliğini ifade ediyor. Halkların birliğini ve kardeşliğini ifade ediyor. Şimdi sen kent uzlaşısına karşı bu kadar düşmanlık yaparsan, bu kadar saldırı yaparsan, cezalandırırsan, darbe yaparsan, tasfiye edersen, sen nasıl Kürt ve Türk kardeşliğini, Kürt ve Türk birliğini, barış ve demokratik çözüm sürecini geliştireceksin? Mümkün müdür bu? Mümkün değil. Olmadığı da ortadadır. O yüzden şu anda süreç tıkanmış durumdadır. Tecrit devam ediyor. Süreç ilerlemiyor" ifadelerini kullandı.
Hozat, sürece en çok katkı verecek partilerden birinin de devletin kurucu partisi CHP olduğunu söyledi. AKP-MHP iktidarının muhalefeti ezerek, tasfiye ederek, iradesini kırarak iktidarını sağlama almaya ve sürdürmeye çalıştığını belirten Hozat, "Faşizm kol geziyor. Büyük bir saldırı içerisinde herkese karşı. Nasıl Kürt sorunu çözülecek? Kürt sorunu siyasi temelde, hukuki temelde nasıl çözülecek? Sen tamamen demokratik siyaset ve hukuk zeminini ortadan kaldırıyorsun. Ona saldırıyorsun. Bir de Erdoğan demagoji yapıyor; Avrupa Birliği'ne girmekten bahsediyor, adaylığından bahsediyor. Tekrar onu güncellemişler. Böyle bir hamaset yapılıyor. Ya sen kendi Anayasa'nı uygulamıyorsun, kendi hukukunu uygulamıyorsun. Avrupa Birliği'nin hukukunu, uluslararası sözleşmeleri, AİHM'in aldığı kararları uygulamıyorsun. Sen hangi yüzle, -utanmaz işte- Avrupa Birliği'ne girmekten bahsediyorsun? Kimi kandırıyorsun? Böylece Avrupa'yı kandırmaya çalışıyor" ifadelerini kulandı.
'CHP DE İKTİDAR KADAR SORUMLUDUR'
Faşizme karşı ortak mücadele çağrısını yineleyen ancak CHP'nin yıllardır yürüttüğü politikaların ceremesini çekmesi gerektiğini vurgulayan Hozat, "Yıllardır bu iktidara koltuk değnekliği yapıyor. Can simidi oldu. 'vatan-millet-Sakarya', hemen arkasında hizalandı. Halbuki bütün 'vatan-millet-Sakarya' edebiyatı, kendi iktidarını korumak içindi. Kendi bekası içindi. CHP hemen arkasında hizalandı. Yıllardır bu iktidarın ayakta kalmasında, 22 yıldır Türkiye'yi bu hale getirmesinde CHP de en az bu iktidar kadar sorumludur. Şimdi biraz sanki gerçeği görmüşler, böyle biraz politika değiştiriyorlar. İş geldi kendilerine, dayandı. Biraz gözleri açıldı, bilinçleri açıldı. İnşallah derinliğine açılmıştır. Gerçekten kendilerine gelmişlerdir. Artık zararın neresinden dönülürse kardır deniliyor ya, artık öyle kabul etmek lazım. Umarım bu kararlı duruşu da sürdürürler" uyarısında bulundu.
Suriye'nin kıyı kentlerinde cihatçı HTŞ çetelerinin gerçekleştirdiği Alevi katliamına ilişkin de söz söyleyen Hozat, "Demokratik bir Suriye anayasası tüm Suriye'de yaşayan halklar açısından kültürler, inançlar açısından tek güvencedir. Özgür ve demokratik yaşamın güvencesidir. Başka türlü Suriye'de ne savaş biter ne bu kaos diner, bu mümkün değil. Bunun da ön şartı, Türkiye'nin -başta da söyledim- elini Suriye'den çekmesidir. Bütün bu sorunların kaynağı Türkiye'nin kendisidir. Suriye'nin demokratikleşmesinin önünde en büyük engeldir yani. Buna karşı da güçlü bir mücadele gerekiyor" dedi.