3 Nisan 2025 Perşembe

'Sırbistan'da egemenlerin terörüne karşı mücadeleyi yükseltiyoruz'

Sırbistan'daki mevcut siyasi duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Sırbistan/Hırvatistan Kızıl Eylem/Kızıl İnisiyatif grubu, "Kapitalizmin çelişkilerinin kökeninde olduğu tüm ülkelerde, Sırbistan, Hırvatistan, Yunanistan, Makedonya ve tüm dünyadaki her yerde mağdur olan herkes için geçerlidir. Biz, mahkemelerde telaffuz edilmeyen adalet için savaşıyoruz. Şu an egemenlerin terörüne karşı mücadeleyi yükseltiyoruz" dedi. 

Sirbistan/Hırvatistan Kızıl Eylem/Kızıl İnisiyatif grubu, ülkede yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi, egemenlerin terörüne karşı mücadeleyi yükselteceklerini kaydetti. 15 Mart'ta, Sırbistan tarihinin en büyük gösterilerinin gerçekleştirildiği belirtilen değerlendirmede, Belgrad'da düzenlenen "15 için 15" adlı mitinge katılımın daha önceki tüm siyasi kitle etkinliklerini geride bıraktığına dikkat çekildi.

'15 MART BEKLENTİLERİ YÜKSEKTİ'
Bu durumun şaşırtıcı olmadığı belirtilen değerlendirmede, nedeni şöyle açıklandı: "Sırbistan'daki mevcut siyasi durum, öğrencilerin önderliğinde yürütülen özel bir halk hareketiyle şekilleniyor. Novi Sad'daki tren garı çöküşünde 15 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından, son dört buçuk ayda gerçekleştirilen bu seferberlik, hem kent merkezleri hem de kırsal bölgeleri kapsayacak şekilde tüm ülke genelinde etkili oldu. 15 Mart için beklentiler yüksekti. Gerilim, özellikle ve en büyük ölçüde devlet güçleri tarafından artırıldı, ancak siyasi güçlerden bazı sesler de protestoyu, geniş halk desteği olmayan belirli fikirler etrafında yönlendirmeye çalıştı. Bu, çoğunlukla, siyasi programları için kitlesel destek olmadan iktidara gelebileceği umuduyla 'Batı yanlısı' liberal muhalefet partilerini içeriyor. Bu iki cephe (hükümet ve düzen muhalefeti), sözde büyük siyasi sahneden, bugünü belirleyici ve önemli bir gün olarak sunmaya çalıştı. Hatta yer yer, öğrenci hareketine duygusal bir şekilde yüksek sesle övgülerde bulunan bazı güçler, öğrenci meclislerini kamuya açık bir şekilde sunduğu tutumla ters düşerek, 'D-Day' fikrini dayatmaya çalıştılar."

'GİZLİ POLİS GÖSTERİCİLERİN BELGRAD'A ULAŞMASINI ENGELLEMEYE ÇALIŞTI'
"Kısacası, o gün, büyük manevra kabiliyetleriyle, devlet ve onun baskıcı aygıtı tarafından haftalarca hazırlık yapılan şiddet önlendi; hükümet destekçileri için Pioneer Park'ta kurulan, çeşitli yerel hizmetler ve çıkar gruplarına bağlı holigan ve mafya yapılarının mobilizasyonu, final hesaplaşması havası oluşturan medya tırmanışı ve benzeri yöntemler devreye sokuldu" denilen değerlendirmede, "sözde gizli polis, şu anda BIA olarak bilinen birimler, göstericileri taşıyan ulaşım şirketlerin plakalarının iptali ve araçlara olağanüstü teknik kontrol uygulamakla tehdit ederek, araçların el konulabileceği yönünde tehditler savurdu, böylece Belgrad'a göstericilerin ulaşmasını engellemeyi amaçladı"ğı ifade edildi. 

'SAYGI DURUŞU SIRASINDA SİLAH KULLANILDI'
Eylemlerden bir gün önce baskı operasyonunun, cumartesi günü normalde çalışmayan kamuya ait işletmelerde iş günü ilan edilmesi ve benzeri yaratıcı girişimlerle tamamen başarısız olduğuna vurgu yapılan değerlendirme şöyle devam etti: "Eğer birilerini engelleyebilselerdi bile, bu Belgrad sokaklarında olmadı, çünkü gelenlerin sayısı eşi benzeri görülmemişti. Böylece, devlet aparatı korku ve terör atmosferine başvurdu, ancak bu başlangıçta hiçbir sonuç vermedi çünkü siyasi süreç artık açgözlü, sinik, vicdansız ve en önemlisi yolsuz olan hükümete karşı dönmüştü. Sonunda, mitingin tarihi niteliği, uzun süre konuşulacak bir olayla damgasını vurdu; ölenlere yapılan 15 dakikalık saygı duruşu sırasında, henüz bilinmeyen bir silah kullanıldı; bazıları bunun 'ses topu' olduğunu iddia etti, diğerleri ise bunun bir çeşit 'hava topu' olabileceğini öne sürdü. Yüksek kamu savcılığı, başarısızlıkları ve en güçlü çıkarların korunması nedeniyle en kötü üne sahip olan bu kurum, aylarca gösterilerde öğrencileri arabayla ezip zarar verenleri bulamayan ve öğrenci isyanının da başlıca konularından biri olan bu olayla ilgili, bu silahın kullanımı hakkında çıkan haberleri dezenformasyon ve panik yaymakla suçlayarak acilen dava açacaklarını duyurdu.

'EGEMENLER TERÖRİZMLE CEVAP VERİYOR'
"Bunlar devlet terörü eylemleridir. İktidar krizinin bu aşamasında, egemenler terörizmle cevap veriyor. Panik, izdiham yaratma ve nihayetinde polis müdahalesi ve açık şiddet amacıyla kullanılan her türlü araç, korku yaratmaya yönelik özel bir operasyondur, yani terör. Bu plan başarısız oldu, bu açıktır. Güç ve adaletsizlik provokasyonunun açıkça yapılması, bir grup insanın açık terörü, her zaman umutsuzların hamleleridir. Kitleler korkutulmadı; aksine, tam tersine, bu tür hareketlerin mücadeleye daha fazla insan çektiği izlenimi oluştu. Bizim kolektifimizin bu mitinge katılımı, şimdiye kadar devrimci ve komünist sembollerimizle en açık şekilde görünmemizle işaretlendi. Şu ana kadar, kolektifimizin sembollerini göstermemek için örgütçülerin tavsiyelerine disiplinle uyuldu. Ancak, aşırı sağ semboller taşıyan bireylerin ve sonradan 'tarafsız' olarak normalleşmiş birçok dini bayrağın varlığını gözden kaçırmamız mümkün olmadı. Bunlar arasında, Kosova'ya odaklanan 'teslimiyet yok' bayrağı da yer alıyor.

'KİLİSE İÇİNDEKİ İKTİDAR MÜCADELESİ CEMAAT İÇİNDE YAPILMALIDIR'
"Aşırı sağ unsurlara yönelik hoşgörüyü eleştirel bir şekilde gözlemledik, umarız daha fazla ilerici gücün harekete geçmesiyle bunlar yerli yerine oturtulacaktır. Eğer kardeşlik ve ortaklık sembollerinin altında hareket ediyorsak, eğer sloganlarımız daha doğru ve yerinde olursa, eğer daha görünür olursak, birliğimizi bozmayız, çünkü bizim yapmamız gereken de birliği sağlamaktır. Bir yandan dini semboller, kilise bayrakları, İsa figürlü bayraklar, ikonalar ve diğer kilise sembollerinin, toplumda dini muhafazakar siyasetin daha fazla yayılmasına hizmet eder, ancak aynı zamanda bunlarla kilise hiyerarşisine karşı bir mücadele yürütüldüğünü söylemek gerekir. Şu anda kilise sembollerinin taşınması, Sırp Ortodoks Kilisesi lideri Patrik Porfirije ve göstericilere karşı duran çoğu piskoposa karşı bir isyanı temsil etmektedir. Biz laiklik için savaşıyoruz ve kilisenin toplumsal hayata müdahale etmemesi gerektiğine inanıyoruz. Dolaysıyla, kilise yapısındaki iktidar mücadelesi sadece kilise yapısının faaliyet gösterdiği yerlerde yapılması gerektiğine inanıyoruz. Diğer bir deyişle, Kilise içindeki iktidar mücadelesi, sadece kilise sınırlarında ve onun cemaatinin içinde yapılmalıdır, bunun dışında değil.

'İKTİDARA GELMEK İSTEYEN HERKESİN SÜRECE DAHİL OLABİLECEĞİ BİR FIRSAT'
"Öğrenci isyanının doğrudan demokratik karakteri, Sırbistan'ın siyasi yaşamına yeni bir nitelik kattığını söylemeliyiz. Burjuva parlamenter partilerin siyaseti, halktan yabancılaştı. Şimdi halk, demokrasi yaşatıyor ve siyasi partiler geride kalıyor, eski geleneksel tekniklerle – medya ve manipülasyonla – sürecin seyrini kendi lehlerine yönlendirmeye çalışıyorlar. Öğrenci meclisleri (işgal edilen üniversitelerdeki toplantılar) karmaşıklığı sayesinde şu ana kadar başarılı olamadılar. Ayrıca, şu anda uyguladıkları teröre rağmen, yetkililerin, aslında açık bir diktatörlük için güce sahip olmadıkları için seçimlere başvurmak zorunda kalacakları da açık. Bu, şimdi iktidara gelmek isteyen herkesin gerçekten de sürece dahil olabileceği bir fırsattır. Eğer parlamenter demokrasiye inanıyorlarsa, gösterilerin onları yönetici olarak istemediği açık olan bu süreci yönlendirmeye çalışmak yerine, ne geleceğine hazırlanmaları daha yerinde olacaktır. Sonuçta – Belgrad'daki miting, görünüşte bir anticlimax olsa da, bu mücadelenin yeni bir aşamasını temsil ediyor. Artık bir grup komprador ve girişimci suçlu burjuvazinin terörü kırılmalıdır, ve buna karşı, Sırbistan toplumundaki siyasi hayatta ve mücadelesinde ilerleme getiren bir hareket vardır.

'TELAFFUZ EDİLMEYEN ADALET İÇİN SAVAŞIYORUZ'
"Biz, bir siyasi kolektif olarak, bu süreçte iktidar mücadelesi vermiyoruz. Amacımız, hareket içindeki ilerici unsurları güçlendirmek, onların örgütlenmesine yardımcı olmak ve kapitalizmin eleştirisini görünür kılmaktır, çünkü kapitalizmin temel niteliği, Novi Sad'da veya şu anda Koçani'de [Makedonya] yaşanan trajediler gibi trajedilerin üretilmesidir. Bizim mücadelemiz, aynı yasal ve siyasi düzen içinde bir hükümetin değiştirilmesinin ötesindedir. Sadece bir ülkedeki siyasetin ötesindedir. Kapitalizmin çelişkilerinin kökeninde olduğu tüm ülkelerde, Sırbistan, Hırvatistan, Yunanistan, Makedonya ve tüm dünyadaki her yerde mağdur olan herkes için geçerlidir. Biz, mahkemelerde telaffuz edilmeyen adalet için savaşıyoruz. Şu an egemenlerin terörüne karşı mücadeleyi yükseltiyoruz!"