'Başka Ahmet Yıldızlar ölmesin demek için çocuk işçilikle mücadeleye'

Çocuk işçilikle mücadelenin sembol isimlerinden olan ve 13 yaşında iş cinayetinde katledilen Ahmet Yıldız'ın ölüm yıldönümünde çocuk işçilikle mücadele çağrısı yapan İSİG Meclisi, "Örgütlenmek, mücadele etmek ve direnmek gerekiyor. Şimdi, çocuklarımızı koruyacak adımları atmanın ve mücadelenin araçlarını yine çocuklarımızla birlikte oluşturmanın zamanıdır" dedi.
İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi, çocuk işçililiğine karşı mücadeleye çağırdı. 14 Mart 2013'te henüz 13 yaşındayken iş cinayetinde katledilen ve katili cezasızlıkla ödüllendirilen Ahmet Yıldız'ı anan İSİG Meclisi, "Şimdi, çocuklarımızı koruyacak adımları atmanın ve mücadelenin araçlarını yine çocuklarımızla birlikte oluşturmanın zamanıdır" dedi.
Türkiye'de her yıl 60-70 civarında çocuk işçi tarımda, sanayide, inşaatlarda ve sokaklarda çalışırken hayatını kaybettiği belirtilen İSİG Meclisi'nin açıklamasında, "Öyle ki iş cinayetlerini kayıt altına aldığımız son on iki yıl içinde 2024 yılı 71 çocuk ile en fazla çocuk işçinin öldüğü yıl oldu. Hal böyleyken devletin kurumları bırakın çocuk işçilik ile mücadeleyi ne tam olarak çocuk işçi sayısını açıklıyor ne de çocuk işçi ölümlerinin kaydını tutuyor. Çocukların işçileştirilmesinin temel nedenleri yoksullaştırma, parasız eğitimin kaldırılması -doğal olarak eğitim olanaklarına ulaşamama- ve özellikle son dönemde devletin uyguladığı mesleki öğrenim politikaları" denildi.
'KAYIT DIŞI İŞYERİNDE KAYIT DIŞI ÇALIŞTIRILDI'
Ahmet Yıldız hakkında bilgi verilen açıklama şöyle devam etti: "Ahmet 13 yaşındaydı. 14 Mart 2013 tarihinde Adana Yüreğir'de Keresteciler Sitesi'nde çalıştığı Koç Plastik adlı işyerinde pres makinesine sıkıştı. 'Otomobil çarptı, plakasını alamadık' denilerek ağır yaralı olarak getirildiği hastanede hayatını kaybetti. Hastanede yapılan muayene/otopsi sonucu iş kazası geçirdiği belirlendi. Ahmet, Şanlıurfa'dan göç eden kalabalık bir ailenin çocuğuydu. Şehit Öğretmen Sait Korkmaz İlkokulu 7. sınıf öğrencisiydi. Okul harçlığını kazanmak için öğleden sonraları evlerine yakın bir yerde çalışmaya başladı. Kayıt dışı olan bir işyerinde yine kayıt dışı olarak çalışmaktaydı. (Türkiye'de yasal olarak çocukların ağır ve tehlikeli işkollarında çalışmasının; ayrıca 14 yaşından küçük çocukların da her koşulda çalışmasının yasak olduğunu hatırlatalım.) Ortacı olarak işe alınmıştı. Haftalık 100 TL'ye çalışıyordu. Mart 2013 için 42,5 Euro.
'AHMET HASTANEYE GÖTÜRÜLMEDEN MAKİNE VE KAN İZLERİ TEMİZLENDİ'
"Birçok işyerinde yapıldığı gibi işlerin daha çabuk bitirilebilmesi için pres makinesinin siviçi devre dışı bırakılmıştı. Ahmet çalışırken kafası plastik enjeksiyon makinesinin presine sıkıştı. Ahmet'i hastaneye götürmeden önce makine ve kan izleri temizlendi. Doktorlara trafik kazası geçirdiği söylendi. Bu durum geçirdiği kazanın niteliği ve tedavisi için de yanlış yönlendirmeyi içeriyordu. Ahmet'i hastaneye getiren iki kişinin verdiği çelişkili ifadeler vardı. Bir doktor durumu fark etti, iş kazası raporu tuttu ve savcılığa bildirimde bulundu. İşyeri sahibi gözaltına alındı ve bilirkişi raporunda da işyeri sahibinin tam kusurlu olduğu belirtilince tutuklandı.
MAHKEME SÜRECİ
"Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen 1. duruşmada hâkim sanığın tutukluluğuna karar verdi. Ailenin avukatı olayın 'kaza' olarak değil 'olası kastla insan öldürme' olarak değerlendirilmesini ve Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesini talep etti. 2. duruşma 23 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleşti ve işveren 'taksirle öldürme' gerekçesiyle yargılanmaya başladı. Mahkemede kick boks sporcusu olduğunu ve dünya ikinciliğinin bulunduğunu söyleyen işveren, 'Hem okul hem iş nasıl olacak' dedim. 16 yaşında olduğunu söyledi. Babasının iflas ettiğini eve ekmek götürmek için mutlaka çalışması gerektiğini belirtti. Ben de dayanamayarak işe aldım. Öğleden sonra gelip 3-4 saat çalışıyordu. Bakkal, çay işleri ile hammadde temizliği işinde çalışıyordu. Olay günü ben bir makinayla ilgilenirken Ahmet de ortalıkta dolaşıyordu. Makinanın içinde kalan işi almak istemiş. Kaza bu şekilde olmuş. Oysa makinada iş kaldığında bana haber verirdi. Çok üzgünüm. haziran ayında yapılacak olan şampiyonaya hazırlanmam gerekiyor. Tahliyemi talep ediyorum' dedi. Oğlunun ölümünden sorumlu tuttuğu işverenden 1. duruşmada şikayetçi olan baba ise 2. duruşmada şikayetinden vazgeçti. Maddi ve manevi zararlarının karşılandığını söyleyerek 'Olay bir kaza. Kader. Kasıt yok. Barıştık. Allah'ın takdiri' dedi.
PATRONU YÜZDE YÜZ KUSURLU BULAN BİLİRKİŞİ RAPORU REDDEDİLDİ
"Duruşmada, işvereni yüzde yüz kusurlu bulan bilirkişi raporu okundu. İşverenin avukatları iki uzman tarafından oluşturulan bilirkişi raporunun en az üç kişi tarafından oluşturulması gerektiğini öne sürerek reddini istedi. Bilirkişi raporundaki tespitler için ise işveren, piyasada çok farklı enjeksiyon makinelerinin bulunduğunu gücünün ancak bunu almaya yettiğini kaydetti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın müdahil olduğu davaya müdahil olmak isteyen Adana Barosu'nun ve Gündem Çocuk Derneği'nin talebi reddedildi. Duruşmada Ahmet Yıldız'ın ailesinin avukatları müvekkilleri ile sanık tarafının anlaştığını ifade etti. Ancak davanın kamu davası olması sebebiyle yargılama devam etti. Mahkeme savcının hazırladığı iddianame doğrultusunda taksirle öldürmeden tutuklu işveren için 2 ila 6 yıl arasında hapis cezası verebilecekti. Mahkeme eğer suçun bilinçli taksirle işlendiğine kanaat getirirse ceza 1/3 oranında artabilecekti. Mahkeme başkanı, dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilerek bilirkişi heyetince incelenmesini isteyip duruşmayı 21 Haziran tarihine erteledi.
'AHMET ADINA DAVAYI SÜRDÜREBİLECEK KİMSE KALMADI'
"21 Haziran 2013'teki 3. duruşmada ise mahkeme, toplanması gereken deliller büyük ölçüde toplandığı için işverenin tahliyesine karar verdi ve tutuksuz olarak yargılanmasına devam edildi. 1 Ekim 2013'te dava sonuçlandı. İşveren taksirle öldürme suçundan beş yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Ceza sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle 4 yıl 2 aylık hapis cezasına (1/6 oranında) indirildi. Ardından sanığın aile ve meslek sahibi olması, eylemin 'kusurlu' eylem sayılması ve pişmanlık durumu nedeniyle günlük 20 lira üzerinden 30 bin 40 lira adli para cezasına çevrildi. Ekim 2013 için 11 bin Euro. İşverenin bu cezayı 24 aylık taksitler halinde ödemesi kararlaştırıldı. Yapılan temyiz başvurusu sonucu Yargıtay 'cezanın bilinçli taksir sonucu olduğunu belirtip para cezasına çevrilmemesi gerektiğini' belirtse de yerel mahkeme kararını onadı. Kurumların mahkemeye müdahil olmasının reddedilmesinin bir hak ihlali olduğunu belirtse de doğrudan bir zarar oluşmadığı için davaya müdahil olamayacaklarını belirtti. Sonuçta hukuken Ahmet'in adına davayı sürdürebilecek kimse kalmadı ve çocuk işçi ölümlerinde cezasızlık zincirine bir halka daha eklenmiş oldu."
Ahmet Yıldız'ın basına yansıyan fotoğrafı, yaşamı, ölümü ve dava sürecinin çocuk işçiliği ile mücadelenin bir simgesi olduğunu kaydeden İSİG Meclisi, yaşasaydı 25 yaşında olacak olan Ahmet Yıldız'ın ölüm yıldönümünde, çocuk işçilikle mücadele için şunları sıraladı:
🔹"15 yaşın altında çocukların çalışması tamamen yasaklanmalıdır. Bu noktada denetimler artırılmalı ve bu yaşta çocuk çalıştıran patronlara ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.
🔹Eğitim her kademede parasız olmalı, müfredat bilimin ışığında ve yaşam ile bağı kuran bir şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.
🔹Mesleki öğrenim çocuk gelişimine uygun bir biçimde planlanmalı ve kamusal kurallar çerçevesi içinde olmalıdır.
🔹Yaşam alanlarımız uyuşturucu ve çeteleşmeden temizlenmeli, çocukların gelişimine uygun bir hale (spor, sanat, kültürel etkinlikler vb.) getirilmelidir."
'ÇOCUKLARIMIZLA BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ'
İSİG Meclisi sistem içinde bu taleplerin tek başına bir anlam ifade etmediğinin altını çizdi ve ekledi: "Örgütlenmek, mücadele etmek ve direnmek gerekiyor. Şimdi, çocuklarımızı koruyacak adımları atmanın ve mücadelenin araçlarını yine çocuklarımızla birlikte oluşturmanın zamanıdır."