Erzincan'da yıllar sonra Newroz kutlandı

Erzincan'da 8 yıl aradan sonra büyük bir coşkuyla Newroz ateşi yakıldı. Öcalan'ın 27 Şubat tarihli çağrısının tüm halkların kendi kimliğiyle, diliyle yaşayabilmesi için olduğunu dile getiren Uçar, çağrıyı sahiplenmenin önemine dikkat çekti.
Erzincan'da 2017'den bu yana kutlanmayan Newroz, 8 yıl aradan sonra "Rêbertiya azad civaka demokratîk" şiarıyla gerçekleştirildi. Ulular Mahallesinde düzenlenen kutlamaya, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK üyesi Orhan Çelebi, Emep MYK üyesi Orhan Kurul ve çok sayıda kentten demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcisi katıldı.
ÇELEBİ: BÜYÜK BİR BEDEL ÖDENİYOR
İlk sözü alan ESP MYK üyesi Orhan Çelebi, Newrozun zalim Dehak'a karşı demirci Kawa'nın başkaldırı günü olduğunu hatırlattı. Çelebi, "O günden bugüne Mezopotamya halkları barış, özgürlük ve demokrasi için büyük bir mücadele veriyor. Bu mücadele 50 yıldır başta Kürt halkı olmak üzere devrimciler, sosyalistler ve yurtseverler tarafından büyük bir bedel ödenerek sürdürülüyor. Bugün burada olmamız, bu mücadelenin sonucudur" dedi.
Diyarbakır Newrozunda yüzbinlerce kişinin yan yana geldiğini hatırlatan Çelebi, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat tarihli çağrısına işaret etti. Çelebi, "Çok açık şekilde bir irade beyanında bulundu. 50 yıldır bu topraklarda süren savaşın son bulması için bir adım attı. Bu adımın daha da ileriye taşınabilmesi, Türkiye'de ve coğrafyamızın tümünde barışın tüm halklar açısından yeni bir süreci getirmesi bakımından önemli ve tarihsel bir misyonu olduğunu düşünüyoruz. Bunun için de devletin gelinen aşamada, yeni bir sürece girme eğilimi söz konusu. Ama görüşmenin üzerinden yaklaşık bir ay geçti, hala devlet yetkililerinden atılan bir adım yok. Onun için de Türkiye'de insanlarımızın elli yıldır yaşadığı bu acıların son bulabilmesi, barışın Türkiye işçi sınıfı, emekçiler, ezilen halkları tarafından sahiplenilmesi gerek. Barış ancak böyle olur, sadece iktidarla yürütülen müzakereler belirleyici olmayacak. Türkiye'de 86 milyon insan bu sürece dahil olmalı" dedi.
'OMUZ OMUZA MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ'
Barış sürecinin adil, onurlu, demokratik şekilde sonuçlanması için tüm halkların görev ve sorumluluk alması gerektiğini söyleyen Çelebi, "İktidar, muhalefete yönelik saldırılarını artırıyor. Bir taraftan barış görüşmeleri yapılıyor diğer yandan kendine muhalif güçlere çok ağır saldırılar gerçekleştiriyor. Belediyelerimize kayyum atanıyor, işçi sınıfının direnişlerine saldırılıp, patronlardan yana tutum alınıyor. İBB gözaltına alınarak halkın iradesi gasp edilmek isteniyor. İktidar karşısında giderek birleştiği, mücadeleyi büyüttüğü bir dönemi yaşıyoruz. Biz de bu mücadelenin daha da büyümesi, işçilerin emekçilerin tüm halklarımızın el ele, omuz omuza vererek bu iktidara karşı mücadeleyi büyütmek gerek. Bu sistemi, bu düzeni değiştirmek için, halktan yana onurlu demokratik bir sistem kurmak istiyorsak birlikte omuz omuza mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.
KURUL: TEK GÜCÜMÜZ İNANCIMIZ
EMEP MYK üyesi Orhan Kurul da, "Newroz halkların özgürlük ateşini yaktığı gündür. Modern Dehaklara karşı, ezilen milyonlarca Kawa'dır" diyerek, halkın Newroz'unu kutladı. Barışa taraf olunması gerektiğinin altını çizen Kurul, "Kürtler çok uzun süredir barışa taraf olduklarını belli ediyorlar. Kürtler barışın adı geçtiği anda elini uzatıyor. Uzatılan eller bir kez daha geri çevrilmesin. Bu sürecin Kürt halkının eşit hakları temelince bir çözümü için her birimize sorumluluk ve görev düşüyor. Biz bunun için elimizden gelen sorumluluğu yerine getireceğiz ama bu sorunun çözümü el uzattıktan sonra baskı uygulayarak olmaz. Silahın susması için demokratik çözüm için bir fırsat. Ancak devlet buna faşizan uygulamaları arttırarak karşılık veriyor. Sorunlarda, baskılarda ısrar ederek, Kürt sorununu çözemezsiniz. Tek gücümüz inancımız, biziz. Baskıcı iktidara karşı birlikte mücadele ederek kazanabiliriz" dedi.
KORDU: DEMOKRATİK TOPLUMU HEP BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ
Sonrasında söz alan DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu da sözlerine Newroz'u kutlayarak başladı. Ayten Kordu, "Sayın Öcalan'ın barış çağrısıyla demokratik toplumu muhakkak inşa edeceğiz. Barışı isteyen bütün halktan, kimlikten insanlarla eşit bir yaşamı o barış çağrısı etrafında kenetlenerek, demokratik toplumu hep birlikte inşa edeceğiz" diye kaydetti.
UÇAR: ÇAĞRI TÜM HALKLARIN KENDİ KİMLİĞİYLE YAŞAMASI İÇİN
DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Türkiye'de çok uzun zamandır birçok açıdan kriz yaşandığına dikkat çekerek, "Sizin inanç, kimliğiniz suç ilan edildi ama Kürdistan'da bir bütün halkımız o suç sayılan dillerini, kimliklerini kullanmaktan vazgeçmiyor. Anadilimizle kullandığımız her kelime emin olun bir direniş" diye kaydetti. Öcalan'ın gönderdiği mesaja dikkat çeken Uçar, "Sayın Öcalan 26 yıllık tecride rağmen İmralı'dan 'Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı' gönderdi. Bu ülkenin en derin problemi Kürt sorunudur. Kürtlerin terörist, kadınların köle ilan edildiği böyle bir sisteme mecbur bırakılıyoruz. Kadınlar 'Jin, jiyan, azadî' diyerek duvarları yıktı, Aleviler eşit yurttaşlık hakkı için söz kurarak duvarı yıktı, Kürtler dünyaya yayıldı, sel oldu, aktı özgürlük ve direniş mücadelesiyle. Bu mücadelenin toplumda nasıl ortaklaştırılacağını konuşacağız şimdi. Çağrı var, demokratik siyaset var. Nedir bu? Savaşın, yolsuzluğun, yalanın, talanın olmadığı bir siyasettir. Demokratik siyaset çağrısı bütün Türkiye'ye. Bu çağrı tüm halkların kendi kimliğiyle, diliyle mücadelesiyle yaşayabilmesi içindir. Kim karşı çıkıyor buna? Toplumsal kesimlerden hiç kimse ama iktidarlar bunu istemiyor, istemeyecek. O yüzden gelen çağrı en çok halka, kadınlara, gençlere, demokrasi mücadelesi yürütenlere. Bu çağrı yeni yüzyılın bir inkar, zulüm yüzyılı değil, toplumun kurucusu olduğu demokratik eşit yaşamı tarif ediyor. Bu yüzden çağrı çok kıymetli" şeklinde konuştu.
'ZULÜM POLİTİKALARINA KARŞI ÖZNE OLDUĞUMUZ DÖNEMDEYİZ'
Gelen çağrıya karşılık devlet kanadından hala ses çıkmadığına dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Herkes 'samimiyiz' diyor, bekliyor. Böyle olmaz. Somut adım istiyor halk. Zulüm politikalarına karşı özne olduğumuz bir dönemdeyiz. Onlar ne kadar belirsizliğe ve güvensizliğe vuracaksa biz o kadar çok sahip çıkmalıyız" dedi. Devletin somut adımlar atmadığı gibi başka operasyonlar gerçekleştirdiğine dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, hem İstanbul'da kent uzlaşısının hedef alınarak gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarına hem de Türkiye'nin SİHA saldırısıyla gazeteciler Cihan Bilgin ile Nazım Daştan'ın katledilmesine ses çıkaran İstanbul Barosu yönetiminin görevden alındığını hatırlattı. Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Bütün bu zulüm politikalarına atalarımız maruz kaldı, şimdi biz yaşayalım istediler. Yaşamayacağız, ne yaşayacağız ne de halklarımıza yaşatacağız. Şu an bir dinamik var, şimdi o dinamiği Sayın Öcalan'ın çağrısıyla büyütme zamanı" ifadelerini kullandı.
Ardından büyük bir coşkuyla Çiğdem Kılıçgün Uçar ve diğer siyasetçi ile demokratik kitle örgütü temsilcileri tarafından Newroz ateşi yakıldı. Kutlama boyunca, "Jin, jiyan, azadî" ve "Newroz pîroz be" sloganlarının atıldığı Newroz, Kovancılar Berçem Müzik Grubu'nun seslendirdiği şarkılar eşliğinde halaylarla son buldu.