'Hasta tutsak Uğur Ok serbest bırakılsın'

Hasta tutsakların serbest bırakılması talebiyle her hafta İHD İstanbul Şubesi önünde yapılan F oturumunun 679'uncu haftasında Suruç gazisi, ESP MYK üyesi hasta tutsak Uğur Ok'un serbest bırakılması istendi. Ankara'da Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi'nin açıklamasında da hasta tutsak Adnan Öztel'in tahliye edilmesi istendi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin 21 Ocak günü gözaltına alınarak 34'ünün tutsak edildiği saldırıda, tutuklananlardan biri olan ESP MYK üyesi ve Suruç gazisi Uğur Ok'un serbest bırakılması için eylem yapıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu'nun dernek binası önünde her hafta yaptığı F oturumunun 679'uncu haftasında hasta tutsak Uğur Ok'un serbest bırakılması istendi.
Silivri'de bulunan Marmara Kapalı Hapishanesinden sürgün sevkle Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Hapishanesine gönderilen Uğur Ok'un durumuna ilişkin açıklamayı İHD yöneticisi Cüneyt Yılmaz yaptı.
Hapishanelerde tutsaklara yönelik hak ihlallerinin arttığını, sadece tutsaklara değil, ailelerine de ciddi zorluklar yaratan sürgün sevklerin bu ihlallerden biri olduğuna işaret eden Yılmaz, "Yargılama süreci devam ederken, hatta yargılama daha başlamadan hiçbir geçerli gerekçe gösterilmeden, mahpuslar yargılama bölgesinden ve ailelerinden kilometrelerce uzaktaki hapishanelere sürgün sevk ediliyorlar. Sık aralıklarla uygulanan sürgün sevkler nedeniyle hasta mahpusların tedavileri aksıyor, kişisel eşyaları sevkler sırasında zarar gördüğünden mahpuslar aynı eşyaları her gittikleri yerde yeniden almak zorunda kalıyor ve maddi zorluklar yaşıyorlar. Son süreçte, henüz hakkında dava bile açılmamış mahpusların, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlüleri için açıldığı söylenen ve kamuoyunda 'kuyu tipi' olarak bilinen S, Y ve Yüksek Güvenlikli Hapishanelere sürgün sevk edildikleri, bir işkence yöntemi olarak tanımlanan ağır tecrit uygulamalarına maruz bırakıldıkları görülmektedir" dedi.
İHD Ankara Şubesi'nin Ankara'daki hukuk ve insan hakları örgütleriyle birlikte hazırladığı Kırşehir Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporunu bakıldığında kuyu tipi hapishanelere neden işkencehane dendiğinin anlaşılacağını vurgulayan Yılmaz, "Mahpuslar özellikle adil yargılanma ve işkence yasağını ihlal eden bu uygulamalara karşı itirazlarını çeşitli şekillerde dile getirmekte, bu nedenle halihazırda onlarca mahpus açlık grevi ile seslerini duyurmaya çalışmaktadır" bilgisini paylaştı.
Sincan 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde tutsak edilen Uğur Ok'un sağlık durumunu ilişkin bilgileri paylaşan Yılmaz şunları söyledi: "Uğur Ok; akciğer yaralanması nedeniyle oluşan kalıcı ağır hasar yanında, kronik bronşektazi hastası olup bu hastalığa bağlı olarak kronik öksürük, öksürükle kan gelmesi, yoğun ve kanlı balgam, solunum güçlüğü, nefes alıp verme sırasında göğüs ağrısı, belirgin zayıflama ve halsizlik yaşamakta, yaşamını akciğerine takılı bir tüp sayesinde sürdürebilmektedir.
"Tıbbi literatüre göre; astım ve KOAH hastalıklarında olduğu gibi bronşektazi için de düzenli tedavi gerekmekte, uygun tedavi sayesinde, hastalığın neden olduğu sağlık sorunları azaltılabilmekte ve hastalığın ilerleyişi durdurulabilmektedir. Aksi halde kandaki oksijen oranı normalin altına düşmekte ve yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.
"2006'da tutuklanan ve tutuklu bulunduğu 6 yıllık süre içinde olumsuz hapishane koşullarına bağlı olarak akciğer hastalığına yakalanan ve bronşektazi tanısı konulan Uğur Ok'un, Suruç Katliamında göğsüne isabet eden şarapnel parçasının neden olduğu akciğer yaralanması nedeniyle akciğerindeki hasar ve hastalığı daha da ağırlaşmıştır.
"2025 yılı Ocak ayında gözaltına alınarak yeniden tutuklanan Ok'la 13.03.2025 günü görüşen avukatının aktarımına göre; Uğur Ok görüşme sırasında; ciğerlerinden kan geldiğini, hapishane revirine çıktığını, ancak ilaçlarını söylediği halde bir süre verilmediğini, hastane sevkinin ise hücre tipi ring dayatması nedeniyle gerçekleşmediğini, günde sadece bir buçuk saat havalandırmaya çıkarıldığını, günün geri kalanını kapalı bir ortamda geçirmek zorunda kaldığını, ifade etmiştir. Avukatı devamla; 'Müvekkilin hastalığı gerekli ve yeterli bir hava sahası ve hijyen gerektiren, aynı zamanda düzenli tedavi ve takip gerektiren bir hastalıktır. Bunun tutukluluk halinde ve yukarıda açıkladığımız hapishane koşullarında sağlanması mümkün değildir. Bu nedenle serbest bırakılması ve tedavisine imkan sağlanmasını istiyoruz' demiştir."
Yılmaz, Uğur Ok ve tüm ağır hasta tutsakların serbest bırakılmasını, sağlık ve yaşam haklarının korunması için yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırdı.
ANKARA
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi de Ankara'da Sakarya Caddesinde açıklama yaparak, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesindeki Adnan Öztel'in durumuna dikkat çekti. 551'inci haftası eyleminde açıklamayı İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen okudu.
Adnan Öztel'in 2004 yılında tutuklandıktan sonra 6 yıl boyunca hiç hastaneye götürülmediğini aktaran Çevirmen, behçet hastalığı tanısı geç konulduğu için tedavi için verilen ilacın iyileşme sağlamadığını söyledi. 2013 yılında görme kaybı ve başkaca şikayetleri başlayan Adnan Öztel'in ailesinin, sağlık dosyasını Behçet hastalığında uzman bir doktora gösterdiğini belirten Çevirmen, "Doktor tarafından hastaya acilen 'interferon' tedavisi denenmesi gerektiğini bildirildi. Söz konusu tedavi, 2013 Eylül'ünden sonra uygulanmaya başlandı. 2014 yılının sonlarında, hastanın tedavi öncesindeki yakınmaları yeniden ortaya çıktı. Tüm kan değerleri bozuldu" bilgilerini paylaştı.
Öztel'in tedavi olmazsa iki gözünü kaybedebileceğini dile getiren Çevirmen, "Çeşitli organlarda tahribat yapan behçet hastalığı, bel ve boyun fıtığı, dizlerde kireçlenme, ağrılar ve diğer tüm ağırlaşan hastalıkları nedeniyle hapishanede kalamayacak durumdadır. Hapishanede kaldığı süreç içinde de tedavisi yapılamadığı gibi ayrıca tetkikleri geciktirilmektedir. Bu nedenle ailesinin yanında sağlıklı koşullarda tedavisinin yapılması için tahliye edilmelidir" çağrısı yaptı.