Serpil Arslan yazdı | Faşizme karşı sokağa; no pasaran!

Paris'te ACTIT'e yapılan saldırıda Young Struggle'ın hedef alınması tesadüf değil. Young Struggle, özellikle Filistin halkının soykırım saldırılarına karşı Avrupa'da etkili çalışmalar yürüten, bu yüzden de özellikle Alman Devleti'nin sıkça saldırılarına uğrayan militan ve tutarlı bir sosyalist gençlik örgütüdür. Hanau katliamı gibi ırkçı saldırılara ve emperyalist saldırganlığa karşı yürüttüğü kampanyalarla gençliğin sesi olmuş bir örgüttür.
"21. yüzyılın insanının en büyük yanılgısı, faşizmin tekrar Nazi üniformasıyla geleceğini sanmasıdır." Umberto Eco
Umberto Eco'nun söylediği gibi emperyalist rekabetin alabildiğince arttığı bugün; faşizm Nazi üniformasıyla olmasa da, kitle katliamları, bombalamalar, linç saldırılarıyla geliyor. Irkçı faşist saldırganlık yüzünü bir kez daha Paris'te gösterdi. Bu seferki hedef, bir mülteci ve göçmen örgütü olan AVEG-KON'a bağlı ACTİT derneği oldu. KOB WEILLE isimli faşist bir çete, Paris'in merkezinde, kameraların altında dernekte bulunan Young Struggle'lı gençleri hedef aldı.
Saldırıda bir genç yaralandı. İki yıl önce ACTIT'in iki sokak ötesinde olan Kürt Kültür Derneği Ahmet Kaya Kültür Merkezi hedef alınarak Evin Goyî, Mîr Perver ve Abdullah Kızıl katledilmişti. Daha gerilere gittiğimizde Fransa'da Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez, Almanya'da Solingen, Hanau katliamlarına uygulanan cezasızlık politikası, Avrupa'da mülteci ve göçmenlere yönelik saldırıların bilinçli bir politika sonucu olduğunu gösteriyor. Faşist grupların mültecilere, göçmenlere yönelik yeni katliam saldırılarına da bu yaklaşımla cesaret veriliyor. Emperyalist sistem içine girdiği krizi aşabilmek için fabrika ayarlarına geri döndü. Burjuva demokrasisi makyajının silindiği yerde katliamcı, faşizan yüzünü daha fazla göstermeye başladı.
Yoksulluk, işsizlik, zengin-yoksul arasındaki gelir uçurumunun artması, emperyalistlerin işgal alanlarını genişletmesi, toplumsal ve siyasal çürümenin boyutlanması yeni faşist hareketlerin geliştiği kuluçka oldu. Bugün ise yeni faşist hareketlerin yükselişini ve kurumsallaşmasını ortaya çıkardı. Sistem içerisine girdiği açmazdan faşist politikalara daha sıkı sarılarak kurtulma arayışına yöneldi. Kapitalist düzeni hedef alan sol, sosyalist partilerin alternatif olamaması koşullarında, geleceğe yönelik kaygıları artan kitlelerin ırkçı ve faşist hareketlerin tabanı haline gelmesine zemin hazırladı.
3. emperyalist paylaşım savaşının taşları her geçen gün daha fazla döşenirken, ırkçı faşist partiler bizzat burjuvazi tarafından palazlandırılarak iktidara taşınıyor. Fransa'da Le Pen'in partisi RN, Almanya'da AfD, Hollanda'da PVV, Avusturya'daki FPÖ, İtalya'da Lega ve Belçika'daki Vlaams Belang Avrupa'da iktidara taşınan ya da taşınmaya çalışılan faşist partilerden sadece bir bölümünü oluşturuyor. AfD örneğinde olduğu gibi ırkçı, faşist partiler bizzat sermaye tekelleri tarafından finanse ediliyor. Elon Musk, AfD'yi iktidara getirmek için çabalıyor. Almanya'da 24 dakikada bir, bir yılda ise 20 binden fazla ırkçı saldırının gerçekleştirilmesi bu gidişin çarpıcı verilerini sunuyor.
Trump işbaşına gelir gelmez mültecileri sınır dışı etmeye girişti. Guantanamo işkence üssünü açarak 30 bin göçmeni yerleştirmeye başladı. Vatandaşlık haklarını ortadan kaldıracak kararnameleri imzaladı. Yine İngiltere hükümeti göçmenlere vatandaşlık verilmesini yasaklayan karar aldı. Almanya'da mülteci ve göçmenlerin haklarını tırpanlayan "yeni göç yasası", Fransa'da kazanılmış hakları ortadan kaldıran gerici göç yasası yürürlüğe girdi.
Kapitalizm, işçi sınıfının, ezilenlerin biriken öfkesinin, tepkisinin düzene yönelmesini önlemek için bütün gidişatın sorumlusu olarak "ötekiler" olarak gösterdiği mülteci ve göçmenleri ilan ediyor. Bu şekilde kitlelerde yanılsamalı, gerici bir bilinç örgütlemeye çalışıyor. Demagojik söylemlerle kendi vatandaşı olan kitlelerin öfkesini, tepkisini mültecilere, göçmenlere odaklamaya çalışıyor. Ve geniş kitleler içindeki meşruiyetini de bu yolla sağlamayı amaçlıyor. Böylelikle işsizliğin, geleceksizliğin kıskacındaki emekçi kitleler ırkçı, faşist partilerin kitle tabanı haline getiriliyor. Kendi yoksulluğunun, yoksunluğunun nedenini yanı başındaki göçmen işçinin, emekçinin varlığında görmeye başlıyor.
Emperyalistler arasındaki hegemonya mücadelesinin boyutlanması koşullarında, yeni işgal yağma planlarını, işçi sınıfı, ezilenler için sınırsız sömürüyü, ancak ırkçı, faşist partilerin varlığı koşullarında hayata geçireceğinin bilinciyle hareket ediyor. Emperyalistlerin işgal saldırılarının doğrudan hedefi olan ülkelerinden sürülen emekçiler, bu sefer de emperyalist ülkelerin metropollerinde ırkçı saldırganlığın hedefi oluyor.
Paris'te ACTIT'e yapılan saldırıda Young Struggle'ın hedef alınması tesadüf değil. Young Struggle, özellikle Filistin halkının soykırım saldırılarına karşı Avrupa'da etkili çalışmalar yürüten, bu yüzden de özellikle Alman devletinin sıkça saldırılarına uğrayan militan ve tutarlı bir sosyalist gençlik örgütüdür. Hanau katliamı gibi ırkçı saldırılara ve emperyalist saldırganlığa karşı yürüttüğü kampanyalarla gençliğin sesi olmuş bir örgüttür. Özellikle Avrupa'da faşizme ve artan ırkçı saldırganlığa karşı antifaşist kampanya yürütürken hedef alınmıştır. Belli ki, Young Struggle'ın çalışmaları hem burjuva devletlerini, hem de bu devletlerin kol kanat gerdiği ve saldırmaları için teşvik ettiği ırkçı, faşist örgütlenmeleri rahatsız etmekte.
Bu saldırı, yürünen yolun doğruluğunu bir kez daha göstermektedir. Saldırının ardından Young Struggle üyelerinin, Paris'te ve örgütlü olduğu birçok Avrupa kentinde sokağa çıkması, antifaşist kitlelere çağrı yaparak eylemli karşı koyuşa davet etmeleri oldukça önemli bir adımdı. Özellikle Fransa'da binlerce antifaşistin bu saldırıya karşı harekete geçmesi, önümüzdeki dönem antifaşist mücadelenin sokaktan geçen gelişim hattına işaret ettiği gibi, faşist saldırılara karşı sokakta hemen karşı koyuşun önemini de göstermektedir.
Paris'teki saldırıya karşı Türkiyeli ve Kürdistanlı örgütlerin bazı kentlerde temsili katılımı ise ders çıkarılması gereken başka bir noktadır. Paris sokaklarında 22 Şubat'ta yapılacak kitlesel eylem hazırlıkları sürerken, bulunduğumuz her alanda bu ırkçı, linççi saldırıya karşı ayağa kalkmanın ve harekete geçmenin zorunluluğu ortadadır. Faşizme karşı örgütlü sokak mücadelesini geliştirmek için harekete geçmeye!