5 Nisan 2025 Cumartesi

3 kentte kayıpların akıbeti soruldu

Diyarbakır, Batman ve Hakkari'de yan yana gelen İHD ve kayıp yakınları, kayıpların akıbetini sorarak adalet talep etti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları tarafından Diyarbakır, Batman ve Hakkari'de düzenlenen eylemlerde kayıpların akıbeti sorularak faillerin yargılanması talep edildi.

DİYARBAKIR
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları eylemlerinin 843. haftasında Bağlar ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Eylemde, gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı.

Fırat Akdeniz, Diyarbakır'da 4 Nisan 1994 tarihinde gözaltında katledilen TÜM SAĞLIK-SEN kurucusu Necati Aydın'ın hikayesini kamuoyuyla paylaştı.

Aydın'ın Diyarbakır Sağlık-Sen'in kurucu yönetiminde yer aldığını ve ilk şube başkanı olduğunu dile getiren Akdeniz, "Sendikal örgütlenmede aktif rol alan Necati Aydın'ın aynı zamanda toplumsal mücadele alanına da ciddi katkıları olur. Necati Aydın, sendikal mücadelede aktif kimliğinden dolayı üç kez gözaltına alınır. Her gözaltı esnasında ağır işkencelere maruz kalır. 1992 yılında gözaltına alındıktan sonra gördüğü ağır işkenceler sonucu 'böbrek ezilmesi' teşhisiyle Dicle Üniversitesi Hastanesi'nde uzun bir süre tedavi görür. 1993 yılında ise Çorum'a sürgün edilir" dedi.

27 Mart 1994 tarihinde bir akrabasında misafir olarak kalan Necati Aydın ve eşinin, eve yapılan baskında ev sahipleriyle birlikte gözaltına alındığını belirten Akdeniz, baskından 4 gün sonra Necati Aydın hariç herkesin serbest bırakıldığını, Aydın'ın ise 4 Nisan 1994 günü sabah saatlerinde Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne (DGM) götürüldüğünü belirtti.

'VÜCUDUNDA İŞKENCE VE DARP İZLERİ BULUNDU'
"Aydın o gün duruşma salonunda gördüğü tanıdık avukatlara 'beni mahkeme serbest bıraktı ama polisler bırakmıyor' der. Serbest bırakıldığı halde o gün adliye kapısında saatlerce bekleyen ailesi ve akrabaları dahil hiç kimse Necati Aydın'ın adliyeden çıktığını görmez ve o günden sonra bir daha Necati Aydın'dan haber alınamaz" diyen Akdeniz, Aydın'ın ailesinin 5 Nisan'da savcılığa başvurduğunu ancak sonuç alamadığını aktardı.

Necati Aydın'ın cenazesinin 9 Nisan 1994 günü Silvan yolu üzerinde, Kâğıtlı Jandarma Karakolu yakınlarında iki kişiyle birlikte bir tarlada bulunduğunu belirten Akdeniz, "Yapılan otopsi işlemi sırasında vücudunda birçok işkence ve darp izleri olduğu, ensesinden tek bir kurşunla öldürülmüş olduğu tespit edilir" dedi.

'JİTEM ELEMANI İTİRAF ETTİ'
Aydın'ın ailesinin iç hukukta bir sonuç elde edemeyince dosyayı AİHM'e taşıdığını ve AİHM'in Türkiye'yi mahkum ettiğini belirten Akdeniz, şöyle devam etti: "İtirafçı ve JİTEM elemanı olan Abdulkadir Aygan, 2004 yılında Özgür Gündem Gazetesi'ne verdiği bir demeçte; emniyetten gelen bilgi üzerine DGM tarafından serbest bırakılacak olan Sağlık-Sen Diyarbakır Şubesi'nin üç üyesi Necati Aydın, Mehmet Ay ve Ramazan Keskin'i adliye çıkışında aldıklarını, yapılan sorgularının ardından Silvan yolunda bir araziye götürdüklerini anlatır. Açıklamalarının devamında ise 'gözleri kapalı olan gençlerin ellerini arkadan bağladıklarını, yan yana diz çöktürdüklerini ve komutan Abdülkerim Kırca tarafından enselerinden birer el ateş edilerek infaz edildiğini' itiraf eder."

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Yıldız Ok Orak, Necati Aydın'ın onursal başkanları olduğunu belirterek, onların mücadelesinin kendilerine ışık tuttuğunu kaydetti.

BATMAN
Batman'da İHD ve kayıp yakınları, eylemlerinin 679'uncu haftasında Gülistan Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" pankartı açılan eylemde, gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı.

Melek Atalay, Batman'da 2 Nisan 1994 tarihinde kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mahmut Demirel'in hikayesini kamuoyuyla paylaştı.

Aradan 31 yıl geçmesine rağmen Demirel'in akıbetine dair bir bilgi alınamadığını vurgulayan Atalay, Demirel ailesinin yaptığı başvuruların da sonuçsuz bırakıldığını söyledi.

Atalay, "Biz insan hakları savunucuları olarak geçmişte faili meçhul cinayetlere kurban giden, gözaltında zorla kaybedilen ve günümüzde yine sokak ortasında infaz edilen, sebepsiz yere gözaltına alınıp zindanlara atılan insanlarımızın hesabı sorulmadıkça, failleri bulup yargılanmadıkça bu alanları terk etmeyeceğiz" dedi.

Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.

HAKKARİ
İHD Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 169'uncu haftasında Yüksekova ilçesindeki Sanat Sokağı'nda bir araya geldi. Eylemde, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartı ile kayıpların fotoğrafları taşındı.

Ozan Akbaş, Yalova'da gözaltında kaybedilen Zeki Altunbaş'ın hikayesini paylaştı. Altunbaş'ın Yalova'da Sosyalist Gençlik Birliği Derneği'nin kurucularından ve derneğin başkanlığını yaptığını dile getiren Akbaş, Altunbaş'ın 12 Eylül darbesinin ardından gözaltına alınarak kaybedildiğini belirtti.

"Altunbaş 18 Nisan 1981 tarihinde askerlik yaptığı Çanakkale Er Eğitim Alayı'nda gözaltına alınıp Yalova'ya getirildi. Yalova Emniyet Müdürlüğü'nde işkenceyle sorgulandı. 25 Nisan 1981 tarihinde eski bir davası olduğu gerekçesiyle Yalova Emniyeti'nden İstanbul Selimiye Kışlası'ndaki Sıkıyönetim Mahkemesi'ne götürüldü. Aynı gün Mahkeme dönüşünde Yalova-Kartal arabalı vapurunda elleri kelepçeli bir haldeyken kendisine eşlik eden 2 asker ve 2 polisin arasında kaybolduğu iddia edildi" diyen Akbaş, Zeki Altunbaş'ın denize atladığına dair bir tanık olmadığına dikkat çekti.

'TÜM GİRİŞİMLER SONUÇSUZ KALDI'
Akbaş, şöyle devam etti: "Baba Tahsin Altunbaş Çanakkale ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlıkları başta olmak üzere tüm ilgili makamlara başvurdu. Ancak ailenin tüm girişimleri sonuçsuz kaldı; dosya 2011 yılında Yalova Cumhuriyet Savcılığı tarafından zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandırıldı. Baba Tahsin Altunbaş 11 yıl boyunca oğlundan bir iz bulmak umuduyla Marmara Denizi'nden çıkma ihtimali olan tüm cesetleri teşhis etmek üzere Türkiye'nin her yerine gitti."

Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.