5 Nisan 2025 Cumartesi

PYD Eşbaşkanı Hiso: HTŞ Suriye'yi yıkıma götürecek planlı bir siyaset yürütüyor

Golani'nin açıkladığı geçici anayasa ve kabineye ilişkin konuşan PYD Eşbaşkanı Xerîb Hiso, HTŞ'nin politikalarının tekçi, ırkçı, milliyetçi olduğunu söyledi. Suriye'nin büyük çoğunluğunun HTŞ yönetimini tercih etmediğini söyleyen Xerîb Hiso, geçici hükümette Dürzilerin, Kürtlerin, Hristiyanların olmasının kabinenin birleştirici, çoğulcu olduğu anlamına gelmediğini belirterek bu kişilerin Suriye'deki halkları, inançları temsil etmediğini söyledi. Xerîb Hiso, HTŞ'nin 5 yıl sonra seçime gitmeyi planladığının altını çizerek, "Ortadoğu'da 5 yılda 5 devlet yıkıldı" dedi ve HTŞ'nin "Planı var ama stratejisi yok" diyen Xerîb Hiso, "Bu siyasetin sonuçları büyük tehlikeler getirecektir" dedi.

Suriye'de Esad rejiminin devrilmesinden sonra cihatçı HTŞ çetesi, "yeni bir Suriye" söylemi ile yönetimi ele geçirdi. Emperyalistlerin desteği ile "Suriye'de eşitlikçi ve özgürlükçü bir rejim inşa ediliyor" algısı yaratılsa da durum öyle değil. 29 Mart'ta HTŞ çetesinin lideri Golani, geçici hükümeti ve geçici anayasayı açıkladı. Yapılan açıklamadan da anlaşıldı ki, Suriye'de özgürlük ve eşitlik HTŞ eliyle olmayacak.

Partiya Yekitiya Demokrat/Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Xerîb Hiso ile HTŞ'nin geçici hükümetini ve geçici anayasasını konuştuk. Xerîb Hiso'nun ETHA'nın sorularına verdiği yanıtları şöyle:

Golani'nin açıkladığı geçici anayasada ezilen halklar, kadınlar, inançlar eşit haklardan yararlanmıyor. Yine oluşturulan kabinede de ezilen halkların, inançların ve kadınların yer almadığını görüyoruz. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
HTŞ'nin Şam'da iktidarı almasıyla birlikte bu süreçte oluşacak geçici hükümetin tek yanlı, taraflı olacağı belliydi. Hiç kimsenin Golani'ye güveni yok, çünkü kendisinden olmayanı yönetime dahil etmiyor. Herkes kuşkulu şu an, çünkü halklar içinde pek fazla güven oluşturmuş değil. Ayrıca Şam'da yapılan kongrede, kendini cumhurbaşkanı ilan etmesi de tek taraflı bir pratiğin ürünü.

HTŞ TEKÇİDİR SURİYE'Yİ TEMSİL ETMİYOR
Sonrasında sözde tanınan kişilerden, temsilcilerden oluşan bir toplantı yaptı ama bu da tek taraflıydı. İlan edilen anayasa da oluşturdukları hükümet de tek taraflıdır. Suriyeli taraflar ve Suriye'nin genel durumu toplamda göz önünde bulundurulmuyor. Suriye'ye din bakımından yaklaşıyorlar. Aşırı dinciler. Bundan dolayı da Suriye tarihinin gerçekliğini, coğrafyasını, Suriye içerisinde yaşayan bileşenleri -geçtiğimiz dört aydaki pratiklerinden de belli olduğu üzere- tanımıyor. Diğer taraftan da HTŞ'yi yönetenler çoğunlukla Suriye'li değil, Arap değil. Dış güçlerin de desteğiyle Suriye'nin birçok şehrine ve Şam'a yerleşmişler. Onlar da HTŞ'nin yaptığı haritaya, siyasete yardımcı oluyor. Ve "Geçici Şam hükümeti" adı altında birlikte hareket ediyorlar. Bu da Suriye'ye ve tarihine zarar veriyor.

BASS REJİMİ SURİYE'Yİ ARAPLAŞTIRDI HTŞ DE DEVAM ETTİRİYOR
Diyelim ki dedikleri gibi Suriye'nin ismi, "Suriye Arap Cumhuriyeti" olsun. 60 yıl önce Suriye isminde Arap yoktu. Yıkılan Suriye hükümeti BAAS Partisi, Suriye'yi Araplaştırdı, bunlar da şimdi o görüşte ve aynı yanlışta ısrar ediyorlar. BAAS rejiminin siyasetini sürdürüyorlar. Mesela ülkenin bayrağının rengi ne olacak, sistemi nasıl olacak? Suriyelilerin bu konuda görüş birliğinin olması gerekiyor. Eğer Suriye'nin bütün bileşenleri ismin, bayrağın, anayasanın, sorunun çözümünün, oluşturulan hükümetin-kabinenin katılımcısı olmazlarsa, Suriye büyük bir tehlikeye doğru gider. Bundan dolayı da bu dört ayda Suriye'de, Şam'da gerçekleştirilen işler de HTŞ'nin çözüm yeri olmadığını gösteriyor. Bir çözüm olacaksa bile çok zayıf olacak, yama yapmak gibi olacak. Suriye bir yamama siyasetiyle kendini yönetemez. Burası birkaç kişiyi razı edebileceğiniz bir ülke değil.

SURİYE'DE UYGULANAN POLİTİKALAR KRİZİ DERİNLEŞTİRİR
Doğru olan, bir hükümetin oluşması. Bu hükümeti kim oluşturacak, seçim yapılabilecek bir zemin oluşmadı ki, el yordamıyla hükümet oluşturuluyor, el yordamıyla kişiler belirleniyor. Hükümeti oluşturmakla görevlendirilmiş kişinin bütün bileşenleri ziyaret etmesi gerekirdi. Bunların hükümet içerisindeki temsilcileri kim olacak, kaç bakan olacaklar, kaçı iş yapabilir. Kürtler, Dürziler, Aleviler ve diğer inançlar için kaç bakan gerekir. Herkesle görüşmeler yapılmalıydı. Ama maalesef bu gerçekleşmedi. Şam'da atılan adımlar, şahsi adımlardır. Suriye'ye hizmet etmiyor bu adımlar ve acilen çözülmesi gereken sorunların çözümünü geciktiriyor. Bu da toplumsal, ekonomik, siyasi krizi derinleştirir. Bu krizlerin yeniden öne çıkması, Suriye halklarının durumunu zayıflatır. Bundan dolayı da geçici Şam yönetimi tarafından ilan edilen hükümetin, Suriye için de bileşenler için de kazanımı yoktur.

SURİYE HALKLARI HTŞ'DEN RAZI DEĞİL
Bundan dolayı tüm bileşenler bu kabineyi reddetti. Dediler ki, bu hükümet kendine göre kararlar alıp harita çıkarıyor, biz bu kararları desteklemiyoruz. Bu kararlara uymamız da bizden beklenemez. Çıkacak karar ve talimatlar karşısında Suriye halkları sorumlu değildir, kendi alanlarında bu kararları uygulamak mecburiyetinde değiller. Neden, çünkü var olan bileşenlerin iradesi dışında kurulmuş bir hükümettir. Bundan dolayı Suriye vatandaşlarının, bileşenlerin büyük çoğunluğu razı değildir. Bu durumda da HTŞ, tek başına bir şey yapamaz. Bundan dolayı da Suriye'nin yeni bir ortaklığa ihtiyacı var. Dış güçlerin değil, Suriye halklarının ve bileşenlerinin eliyle yapılmış bir Suriye. Suriyeli ve Arap olmayan, HTŞ çevresinde toplanarak onu büyütmüş kişilerin eliyle olamaz bu. HTŞ'nin arkasında komşu devletler var ve kendi siyasetlerini Şam'a kabul ettirmeye çalışıyorlar. Şam da kendi siyasetini bileşenlere dayatıyor. En büyük çelişki budur.

HTŞ HEM DİNCİ HEM IRKÇI

Oluşturulan kabinede Esad döneminde de bakanlık yapan farklı uluslardan isimler var. Bu durum kabinenin diğer halkları temsil ettiği anlamına gelir mi?
Dediğim gibi bu kabine halkları temsil etmiyor. HTŞ, Esad rejiminin bütün çalışanlarını işten çıkarmasına ve bütün sorumlu memurlara gelip teslim olmasını söylemesine rağmen bunu nasıl kabul etti? Esad döneminin bakanlarını yeniden bakan yaparak hem dinci hem de ırkçı olduğunu belli ediyor. Hem dincilik hem ulusal şovenizm bunları birleştiriyor. Esad döneminin bütün bakanları Bass taraftarıydı, bunları birleştirmek istiyor. Kadınları, Kürtleri, Dürzileri ve toplumun farklı kesiminden kimseyi kabul etmiyor. Aynı zamanda topluma, bileşenlere verdiği mesaj da şu oluyor: Ben Esad artıklarından razıyım ama bileşenlerden razı değilim.

HTŞ BASS REJİMİNİN ARTIKLARIYLA YOL YÜRÜMEYİ TERCİH EDİYOR
Bu çok tehlikeli bir mesaj. Halkın, bileşenlerin emeğiyle yıkılmış bir rejimin olduğu bir ülkede, eski rejimin kalıntıları asla yeni hükümette yer alamaz, görevsiz kalır; aksi durumda yıkılır, dağılırlar. Bunları getirdiğin zaman demek ki sen bunları önceden tanıyorsun, senin de ilişkilerin vardı bunlarla. O durumda demek ki BAAS da kandırılmış. BAAS rejimi, en kötü yol, yöntem ve pratikleri sergileyen cihatçı, selefi çevrelerle ilişkideymiş. Kendi ajanları, muhbirleri, tanıdıkları, şebekeleri bakanlıklara koymuşlar. Hiçbir şekilde bu kabine kabul edilemez. Bunlar zulmettiler, zulmün, katliamların ortağıydılar. Bunu nasıl kendilerine layık görürler, onları bileşenlerin üstünde tutarak hükümete yerleştirirler, bakan yaparlar ve büyük mücadeleler verenleri dışarıda bırakırlar. Burada bir haksızlık, adaletsizlik var. Bu, insan ahlakının da siyaset ahlakının da dışındadır. Siyasetin, toplumun ahlakı ve değerleri vardır. Toplumsal ahlaka göre, bütün bileşenleriyle toplum bir mücadele yürütmüş ve büyük bedeller ödemiştir. Bundan dolayı da ahlaki ve toplumsal olarak hakları vardır. Hükümete ortak olma, yer alma hakları vardı. Ama ne yazık ki bu haklar görmezden gelindi ve reddedildi.

HTŞ YENİLGİ İLE YÜZ YÜZE

Geçici anayasa ve kabineye karşı başta kadın örgütleri olmak üzere Dürziler, Kürtler tepki gösterdi. Buna dair ne söylemek istersiniz?
Yeni hükümette bir Kürt var ama, Kürt olarak tanınmayan, soyadı bile Tırko olan, Kürtler arasında tanınmayan bir Kürt. HTŞ'ye yakın bir Kürt. Bazen Efrinli, bazen Cezireli deniliyor ama nereli olduğu da belli değil. Ve bütün Rojava'da da Tırko diye Kürt soyadı da yok. Eğer asimile olmuş bir Kürt ise kendileri gibi bir Kürdü getirmişler. Hristiyan bir kadın, ki o da daha önce ihvanın kollarından biriyle ilişkili biri. Öte yandan bu kişilerin hiçbiri kendi halklarını da temsil etmiyor. Yani "Tırko" Kürtleri temsil etmiyor. Bütün bunlar HTŞ tarafından tayin edilmiş kişiler.

ORTADOĞU'DA 5 YILDA 5 DEVLET YIKILDI
HTŞ'nin politikaları, yanlışların olduğu bir politika. Bu şekilde devam ederse sorun daha da derinleşir. HTŞ daha önce İdlib'deydi, Cephet el Nusra olarak tanınıyordu, daha sonra kendisini Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) olarak tanıttı. Ama görülüyor ki HTŞ, El Nusra gibi düşünüyor. HTŞ, El Nusra'dan büyüktür, ama Şam'a girmiş olan HTŞ, El Nusra gibi bir siyaset yürüyor. El Nusra bir gruptu ama HTŞ, birçok silahlı gruptan oluşuyor. Bunların politikasında inkarcılık var. Toplumların, dinlerin inkarı var. Bu politikayla tek devlet, tek dil, tek halk diyorlar. Eğer Kürtleri, Dürzileri, diğer halkları kabul ederse, bunlar o kadar küçük şeyler olmaz. Ya da "Hepimiz özgür vatandaşız" derse, mesele hepimizin özgür vatandaş olması değil artık, çünkü Suriye'deki halklar bu tip şeylerle kandırılamaz. Bu uygulanan siyaset ırkçı bir siyasettir, dinci bir siyasettir. Bu tehlikeli bir siyasettir. Bundan dolayı dar düşünüyorlar ve Suriye'yi bir cumhuriyet olarak ve var olan bütün bileşenleri nasıl kapsayabiliriz diye düşünmüyorlar. Bu siyasetle Suriye'deki sorunu derinleştiriyorlar ve 5 yıl sonra seçime gideceklerini söylüyorlar. "Seçim resmiyeti oluşturacağız diyorlar" ama 5 yıla kadar neler olur, 5 yıla kadar kim öle kim kala. Şam'daki geçici yönetimin yönü neresidir, bu toplumun yönü neresidir, belli değil. Ortadoğu'da yaşanan kriz yıllarında, 5 yılda 5 devlet yıkıldı. Bölgede 5 devlet yıkıldı, 5 devlet de zayıflıyor. Yenilgiyle yüz yüzeler. Kendine 5 yıllık bir politika belirliyor, önüne 5 yıl koyuyor ki kendi iktidarını kurabilsin.

HTŞ SURİYE'Yİ YENİ BİR SAVAŞA SÜRÜKLEYEBİLİR
Sen kimseyi de hiçbir bileşeni de kabul etmiyorsun. 5 yıla kadar ne olur ne olmaz, onlar da bilmiyor. Ama onlar bu politikayla hem kendilerini hem Suriye'yi hem de Suriye'deki bileşenleri daraltıyorlar. Çünkü güven kalmıyor, diyalog sakatlanıyor, birbirini kolay kolay kabul etmiyor. Suriye'de birçok ülkenin istihbaratı var, bu kirli siyaseti büyütüp, çelişkileri derinleştirme ve Suriye'nin cihatçılara, selefilere merkez olması ihtimali de var. Bu beş senede böyle bir şey olması mümkün, en büyük tehlikenin gerçekleşmesi mümkün. Bundan dolayı da bu siyaset Suriye'yi büyük bir savaşa götürüyor. İsrail Suriye'de, Türkiye Suriye'de, İran'ın Suriye'ye dönme çabaları devam ediyor. İran'ın bir kolu olan Hizbullah hala Suriye sınırında, bazen savaş çıkıyor. Bu neyin sonucudur, bu tek taraflı yürütülen, yanlış siyasetin sonucudur. Ama toplumla, halklarla sorunlarını çözdüğün, toplumsal ahlaki bir siyaset oluşturduğun zaman, bir vatan korunabilir. Bütün bileşenlerin sorumluluğunda bir vatan yönetilir, o zaman belki Suriye üzerinde işgalciliğin, savaşın, şebekelerin ağırlığını görmeyiz. Bunlar bu dar, stratejisiz siyasetin sonucudur, yani planlı ama stratejisi olmayan siyasetin sonucudur. Bu siyasetin sonuçları büyük tehlikeler getirecektir.